NESLİHAN CABIOĞLU

MEME KANSERİ

Meme kanseri tüm dünyada ve ülkemizde kadınlarda görülen en sık kanserdir ve kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanserinden sonra gelmektedir. Türk İstatistik Kurumu 2014 verilerine göre meme kanseri görülme sıklığı 100,000 kadında 43’dür (http://www.tuik.gov.tr). ABD’de tüm yaşamı boyunca her 8 kadından biri, Türkiye’de her 12 kadından biri meme kanserine yakalanır. Meme kanseri oranı ABD’de 21. yüzyılın başlarında azalmaya başlamıştır. Bunda da 40 yaş üzeri bayanlarda artan mamografik tarama programlarının ve gittikçe azalan menapozdaki bayanlara yazılan hormon replasman tedavilerinin etkisi olabileceği düşünülmektedir.

RİSK FAKTÖRLERİ

· Cinsiyet: En sık bayanlarda görülmektedir. Tüm meme kanserlerinin % 1’inden azı erkeklerde gelişir.

· Yaş: Çoğu meme kanseri 40 yaş ve üzeri görülmektedir. Türkiye’de 40 yaş altı meme kanseri oranı %16,5 olarak bulunmuştur. Kalıtsal meme kanseri veya genetik bozukluklar nedeniyle oluşmuş meme kanserleri daha sık genç yaşlarda görülür.

· Aile hikayesi: Özellikle anne tarafından 1. derece akrabası meme kanseri olma önemli bir risk faktörüdür (anne, kızkardeş, kızı).

· Östrojen hormonu: Bir kadın ne kadar erken ilk adetini (örneğin 12 yaştan önce), ne kadar geç menapoza girerse (örneğin 55 yaş), östrojen hormonuna maruz kalma ve meme kanserine yakalanma riski o kadar artmaktadır. Doğum kontrol hapı kullanma ise meme kanseri riskini minimal artırmaktadır.

· Menapoz sonrası hormon tedavisi: Menopozdaki kadınlara sıcak basması vs gibi istenmeyen bazı durumları önlemek amaçlı kadın-doğumcular tarafından uzun süreli verilen (5 yıl veya daha fazla süreyle) konjuge östrojen ve medroksiprogesteron asetat gibi hormonal ilaçlar, meme kanseri riskini tek başına konjuge östrojen preperatlarına kıyasla daha çok artırmaktadır.

· Geçirilmiş meme biyopsisi: Yapılan meme biyopsilerinde saptanan orta dereceli hiperplaziler meme kanseri riskini 1,5-2 kat (hafif derecede), atipik duktal hiperplazi 3-5 kat (orta derecede) ve lobüler karsinoma in situ veya aile hikayesi ile beraber atipik duktal hiperplazi veya lobüler hiperplazi varlığı riski 8-10 kat (yüksek derecede) arttırmaktadır.

· Daha önce geçirilmiş meme kanseri hikayesi: Bir kadının bir memesinde kanser gelişmiş olması ileride diğer memesinde de kanser gelişmesi riskini yaklaşık 2 kat artırır.

· Işınlama (radyoterapi): Çocukluk çağı kanserleri nedeniyle (lenf kanseri vs) göğüs ışınlaması geçirenlerde görülme sıklığı artar.

· Beslenme (Bkz. “Beslenme ve Kanser”) ve çevre faktörleri: Kilo alımı ve yağlı beslenme özellikle menapozdaki bayanlarda meme kanseri riskini artırmaktadır. Alkol kullanımı (günde bir içecekten fazla) riski arttırırken, sigara içiminin etkisi tartışmalıdır. Egzersiz yapmak ve fiziksel aktivite ise meme kanseri riskini azaltmaktadır.

· Genetik bozukluklar: Kalıtsal meme kanseri genleri (BRCA1 ve BRCA2 vb) tüm meme kanserlerinin %5-10’unu oluşturmaktadır (Bkz. “Herediter Meme Kanseri”).

HEREDİTER (KALITSAL) MEME KANSERİ

Kalıtsal (ailevi) meme kanseri sendromları meme kanserli hastaların yaklaşık % 5-10’unda görülmektedir. BRCA1 ve BRCA2 genleri kalıtsal meme kanserlerinin %80’ninden sorumludur. Ailede bir veya birden fazla birinci veya ikinci derece kan akrabasında meme kanseri bulunması, kanserin 20-30 gibi çok genç yaşta görülmesi ve özellikle birlikte yumurtalık kanserinin de bulunması herediter meme kanserini düşündürür. Annede veya kız kardeşte meme kanseri bulunması ciddi bir risk faktörü kabul edilir. BRCA-1 veya BRCA-2 geninde bozukluk (mutasyon) olan bayanlarda 70 yaşına dek meme kanseri gelişme riski %85, over kanseri riski ise BRCA-1’de % 45 ve BRCA-2 gen mutasyonu taşıyıcılarında ise %20’dir. Tanı BRCA-1 ve BRCA-2 için genetik test yaptırılarak konur. Bu gruptaki kişilere meme muayenesi 18 yaşından itibaren, mamografi ise 30 yaşından itibaren başlamalı ve 25-35 yaşından itibaren 6 ayda bir veya yıllık klinik meme muayenesi ve yıllık meme MRI önerilmektedir. Ayrıca 30-35 yaşından itibaren 6 ayda jinekologlar tarafından yumurtalık kanseri açısından yakın takip edilmelidir.

Bu hastalara 35 yaşından itibaren çift taraflı yumurtalıkların ve memelerin çıkarılması şeklinde risk azaltıcı koruyucu cerrahi girişimler önerilmeltedir (bilateral salfingoooferektomi ve proflaktik bilateral mastektomi). Koruyucu amaçla yumurtalıkların çıkarılması bu hastalarda meme kanseri riskini %50, proflaktik mastektomi ise meme kanseri riskini %90 azaltmaktadır.

Özellikle Doğu ve Orta Avrupa kökenli Ashkenazi yahudisi bayanlar, 1. derece bir veya birden fazla genç yaşta veya çift taraflı meme kanserli akrabası olan bayanlara genetik danışmanlık şarttır ve genetik testler önerilir.

Randevu Telefonları

0552 440 02 10

Menü